ŞİİR GİBİ 
her ay yüz kere 
ölüm çizerim kağıda
yüz kez hayat
işkence, cansız beden
haykırışları dizerim önüme
ayıklanır bahar çiçeği gibi
yüz kere adımı yazarım
silerim yüz kere
beğenmeme silgisiyle

her ay yüz inci dizerim
çapkın kızların boynuna
kendi elim ile takarım
yüz şiirden kız
salınır rüzgarında coşkunun
yüz sevişme dökerler dizelere
her sevişmeyi etek diye giyerler
yel savursun diye
tuzlu rüzgar gibi konar
dalına bir denizin
anısına yitik gemicilerin

her ay yüz kere 
aya çıkar adım
kırmızı bir lekedir yatağım
hilalde yıldız
dolunayda kız
hilal bakışlı
gül yüzlü bir yalnız

her ay düşerim yollara
ne bulmuşsam dolu çıkınım
renkli şekiller
anlam ki yenidoğan
alamaçlar bulamaçlar
isimsiz yiyecekler
karın doyuran cinsinden değil
yedikçe aç bırakan
kan kusturan kurt düşüren
köpek öldüren
onun için beğenmez tanrılar
zehirimi zıkkımımı
yılanlar bile uzak durur
ilk kendini sokmalı akrep ne çare ki
cehennem alırım koynuma
veririm nefesimi

her ay yüz şiir
yazılır ve atılır çöpe
ya da yakılır her yazılan
şiir mi istediniz?
alın size şiir
ister boynuna asın şairin
idam fermanı diye
ister gece alın koynunuza
büyütmek için gündüzleri
ya siz en iyisi
boşverin gitsin
basarsınız sonra her şiiri
nasılsa yaşlanacak şairler
olgunlaşacak akları saçların
o zaman sayfaları açın
şimdi erken
çok erken
üşenip kalkmayın yatağınızdan
kapıcı getirecek ekmeğinizi nasılsa  
şairlerin pişirdiği fırından
kahvaltınızı hazırlayacak eşiniz
yumurtanızı imge suyunda
pişirecek ve tostlarınızın arasına
şiir katacak kaşar niyetine
siz afiyetle yiyin
nöbet tutar genç şairler kapınızda
rahatsız etmesin diye sizi 
sabah güneşinin keskin dişleri
 
şiir istiyorsunuz ya
hani genç işi
ama ustam yapma
hangi eşek beğenmiş ki
ilk giydiğinde semeri?
en iyisi binmek rüzgara
akmak gökyüzüne bulutçasına
belki girer bir gün
evinizden şiir gibi içeri

Yusuf  ALTUNEL