206

1

Şehre bu yağmur bulut fabrikasından iniyordu
İlk mısrayı onların arasında düşündüm,
Şimdi burada çiziyorum üzerini.

Şehre bu yağmur bulut fabrikalarından iniyordu,
Beni görenler kıskıs gülecek elbet
-yaratmanın tedirginliğe olan bu ilgisi, gözlerime belli belirsiz bir tik peydahladı-

ben şimdi bir otel odasında olmak istiyorum
			-hani şu senin yerine dikilen-
yağmur işçilerini dinlemek istiyorum,
sesi ustraya benzetilebilen Jacques Brel’in ağzından,
oysa durum eşdeğeriyle yan
koca bir fakültenin kirli, gri saltanatında
te(n/b)eşir tozlu sınıfın içindeyim
ola ki zaman ›? yerimi sabitlesin formüller
			             postulalar

bir otel odası dedim ya, aldırma sen
kişinin kubbesi yekpare olunca, kabesi zindandan…

“beter” diyeceksin biliyorum:

				DM֒nün rahatsız sandalyelerini seçtik her zaman
				Sevişmek için
				Kucağıma gelmek için binbir oyun yaptın
				-kapıyı kapat lütfen derken dudakların titredi-
				sınıf aldırmadı bu yüzüne kemanderisikazınmış
				sahte oyunculuğuna
				korkuyla kapattım kapıyı ve olası bir
				müstahtem baskınında zaman kazanmak için
				loş köşelere ayna tuttuk.

				“ayna kırılmaksa” dedin dudaklarını kapatırken
				dudaklarıma
				kalçaların kucağıma yerleşti: erotik
				sonrasız bir düş yığını tahtaya ilişti gözlerim
				titredim koridorda biri var dediğinde, inleyerek.




2

annem görse her halde ders notlarımı mısralara kiraladığımı
fatihasını, başına beyaz bir parşömen öterek okurdu
-az önce kapıyı gözledim
sarkacın bütçesini ısrarla yokluğun bütünlüyordu-
kapıdan geçen kadın seslerine kulak kabarttım,
tenimi geriyor bu ses hızının ince iğnesi,

koridorda, labirente benzeterek, izlediğim yolu
gerisin geri tekrar yürüdüm kafamda, otururken

yağmur durdu.

“ben gidiyorum” repliğini kızgın hademenin ağzından
senin dudaklarına yapıştırdım, közlü ve isli bir kültablasıyla
kelimeler önce hizalarını yadırgadı,
sonra dudaklarının dokusuna yapışan her kelime gibi,
terkediş ‘e gergeflediler kendilerini


içim acıyor: fîtrat?



											


3

şehirde ancak traktör tepesinden farkedebileceğin
bulutlar var,
asî bulutlar bunlar
yaşadığın şehrin izbeliğine yakışan bulutlar
	-az önce kalemi izledim ben’den bağımsız kağıt üzerinde-
içeri giren biri, çıkan binlercesini ürküterek
tekliğimi belgeledi (az önce).

4

işlek ve kalabalık bir oyuk burası
amacından sapmış yüzlerce tedirgin karaadamı ve kadınının
uğrak yeri.

Ben ziyaretçiyim.
Gölgesi diğerlerinin gölgesinden uzun olmayan
Hançeri doğum izi gibi
Bacaklarında saklayan
Gölgesini yazgısından
Ayıran tek gövde: pusulası kahır olan sevgilin.





Serkan IŞIN